| Oxyura's profileNedir Oxyura ?PhotosBlogLists | Help |
|
|
Nedir Oxyura ?October 09 Minik MinikSonunda. Evt sonunda kış geldi. Aslında tam gelmedi de hafif hafif kendini hissettirmeye başladı. Nasıl mutluyum varya anlatamam. Tamam kabul zaman zaman üşüyoruz zaman zaman omur iliğimizde şöle hafifden bir titreme hissediyoruz ama en azından şapır şapır terleyip etrafı rahatsız etmiyoruz. Yada ne biliyim en azından sivrisinekler tarafından tecavuz edilmiyoruz. Mutluyum kış geldiği için. Havanın erken kararması sevindiriyor beni. Güneşin 6 da doğmaması da ayrı bir güzellik bence. Uykumun içine etmiyor ya o yüzden. Bide kış saati uygulamasına geçilsin işte o zaman görün beni nasıl coşucam asıl. Ah bide kış ayında karpuz, erik, şeftali, çilek, üzüm, malta eriği yiyebilsek... Neyse artık bu saatten sonra dayan portakala mandalinaya elmaya...
Okul başladı. Çok garip lan bu okul. Bilmiyorum belkide bana öyle geliyordur. Lan üç saat boşluk ne demek lan. Bide eğr oruçluysan hiç çekilmiyor. Neseki ramazan bitmek üzere. Hali hazırda şu aralar sadece üç gün kaldı. Nese şu üç saatlik araya dönmek istiyorum ben. Ya varya resmen kendimden geçiyorum o üç saatte. Ne yapıcağımı şaşırıyorum. Kapatıyorum kendimi yaslıyorum bir köşeye çok ısınmıyım diye. Üç saatin sonrasında açıyorum tekrar devam ediyorum yaşamaya kaldığım yerden. Benim durumum yine iyi bazı arkadaşların beş altı saatlik araları oluyor ki, nsl zaman geçirdiklerini anlayamıyorum takdir ediyorum ellerinden öpüyorum. Bide en çok ne koyuyo bak. Perşembe günü sadece bi tane dersim var o da iki saat sürüyor. Kendisi tam saat 10:30 da başlıyor. Allahın Dağından (Bahçeşehir) çıkıp o derse yetişmek için saat 08:35 otobüsü kaçırılmamalı ki bu saatte tam rush hour a (bak bak dikkat inglizi kültürü konuşuyor) denk geliyor yol uzudıkça uzuyor. İpod denen teknolojik alet aceleyle evde unutulduysa kendimi acil çıkış camından atasım gelior. Hmmmm... Acil çıkış camı. Odamana alsam mı ben bunlardan bir tane. İşte bu tek ders için iki saat yol gidip o derse girip sonrada çıkıp paşa paşa tekrar bir buçuk saat yol gitmek beni çok feci kızdırıyor. Bazen diyorum kendi kendime bırak ya bırak gitme o derse ama haftada sadece o iki saat olunca ve telafisi olmayınca birde üstüne devam zorunluluğu eklenince insanın eli mecbur gitmek zorunda kalıyor.
Ramazan nedeniyle içmeye ara verdim. Cuma günleri yada haftasonu beni orda burda ayık görürseniz şaşırmayın diye söylüyorum. Merak etmeyin dönüşüm mükemmel olcak (şu an kendimden çok feci iğrendim, ne demek lan dönüşüm mükemmel olcak, olm nesin lan sen, kendimi dövesim geldi...)
O gün için her şey bittikten yapılacak hiçbir iş kalmadıktan sonra içilen sigaranın verdiği keyifde çok bi farklı çok bi büyülü olmuyor mu siz söyleyin.
Tek başına iftar yapmak; onlarca hurmanın arasından bir tane yenmesi, bir kalıp peynirden iki çatal alınması, kiloyla alınan pastırmanın 10 gramının tüketilmesi, koca pidenin ¼ ünün yenmesi, bir kazan çorbanın bir kasesinin içilmesi, çeşit çeşit yemekten sadece bir iki tanesine dokunulması, tepsi dolusu güllacın kenarından didiklenmesi, ağzına kadar dolu çaydanlığın yarısına bile gelinememesi; çok koyar insana.
Introduction to Industrial Engineering dersi çok feci g.tüme gircek gibime gelio. Hadi hayırlısı...
Bazen o kadar argo konuşuyorum ki kendime şaşıyorum. Ama yani bu tamamen etrafımdakilerle ilgili birşey. Hiç hatırlamıyorum kızlı erkekli ortamlarda öle çok feci küfürler ettiğimi yada birilerine küfrederek seslendiğimi. Ama bazende öyle oluyor ki etrafımda çok samimi insanlar (genellikle erkek, yok yok full erkek olunca oluyor bu) tam böle o sokaklardaki aq lafını virgul olarak kullanan adamlar gibi oluyorum. Geçenlerde çok değerli bir kız arkadaşım beni bu şekilde yakaladı. Uzun zamandır bu kadar utandığımı hatırlamıyorum. Tuvalate gidip hüngür hüngür ağlamak, kilisede günah çıkarmak istedim. O derece. Gerçi hemen özür diledim o arkadaşımdan. Ama hala o arkadaşın suratına bakarken bi çekinmiyor değilim. İsmini vermicem çünkü gelip beni bulmasından ve bu konuyu dalgaya vurmasında korkuyorum. Bölede yeri gelince irenç bir insan oluyorum işte. Ama bak fark ettiyseniz durumu hemen telafi etmeye çalışmışım. Acaba edebildim mi? Şşşşt o sözü geçen arkadaş gel bul beni bu konuyu konuşalım seninle.
He bakın bide ne dicem. Hani kıçımı yırtıorm ya yorum yazın yorum yazın okuduğunuz okumadığınız belli olsun fln die. Artık hiç umrumda değil. Burda bi fasiliteler varmış aslında insanların yazını okuyup okumadığını fotolarına bakıp bakmadığını görebiliomuşsun. Artık hiç bi taraflarımda değil walla sizin yazıcağınız yorumlar. Ama yinede yazarsanız çok hoş olur çok sevinirim...
BİTTİ September 03 VedalaşmakVedalaşmak yada daha genel olarak birşylerin bitmesi konusunda çok byk sıkıntılarım var. Hç fark etmeksizin her türlü insala vedalaşırken kendimi çok grp hissediorm. En yakın arkadaşlardan tut günlük hatta gecelik tanıdığım insalara kadar (evt gecelik tanıdığım insanlar çok oluo çnkü ben tam bi casanovayım tamam mı). Ne yapıcağımı şaşırırım bi anlık zaman durur bnm içn. Muhabbet bitmeye yüz tutmuşken başlar bu gerilim bende. Muhabbetin son dklarına doru, özellkle o kişiyi bi yere yolcu ediceksem yada gideceği yere kadr geçiriceksem (bide bi toplu taşıma aracına bindirmek vardır ki resmen ağlamak içn kendimi zor tuttuğum olur hele hele ki o araç bi vapursa, tanrım bana yardım et) yada uzun süre görmiceksem, nsl vedalaşsam die düşünmeye başlarım. O yüzden neredeyse btn muhabbetlerimin son dkları hep piç olur. Genelde şöledir bnm içn. Çok yakın arkadaşsa tokalaşırım bi öperim sonra bi sarılırım ondan sonrada gönderirim. Çok çok zor deildir bnm içn çnkü neticede çok yakın arkadaş maksimum bi hafta bilemedin 10 gn hç olmadı iki hafta ayrı kalırız. Tek gecelik arkadaş, buda çok zor değildir bnm içn. Çnkü hr zmn farkındaımdır tek gecelik bi arkadaş olduğunun. Bi parti yada eğlencelk yerlerde tanışılan şahıslardır bunlar. Bir daha görmiceğim içn fazla sallamam. Bi elini sıkarım, gerçekten o gece beni eğlendirdiyse yada onun hakkında bazı şeler hoşuma gittiyse öperim maksimum bi iki sn sarılırım şöle bi sırına vururum sonrada "ksn görüşelim" gibilerinden yalan bi iki söz biter bu iş. Buraya kadar herşey iyi aslında. Asıl zor olan bu iki kesim arasında kalanlar. Kim bunlar? Bunlar öle her daim görüşemediğim ama yinede sık gördüğüm, sık görmesem bile birden fazla kez gördüğüm/göreceğim ksn insalar. Allahım. Bu insanlarla vedalaşmak varya tam bi işkencedir. Bazen böle vedalaşmak bile istemem bu insanlarla. Bi anda ayağa kalkıp koşarak uzaklaşmak isterim o kişinin yanından. Ne yapsam nsl yapsam öpsem mi sarılsam mı ikisni mi yapsam hadi ikisini yaptım aynı anda mı yapsam... of of şimdi burda yazarken bile stres oldum. Hadi bunlara karar verdm diyelin, "son sözlerim" neler olmalı var bide. Görüşürz mü demeli kendine iyi bak mı demeli hoşçakal mı demeli yoksa sadece bye bye mı yada bi anda tiki olup byes mı diyim ne diyim. Bunuda çözdm aslında; bu insanlarda kendilerine göre önem sırası teşkil edio bnm kafamda. En önemlilerine kendine iii bak diorum (tkrr n zmn görüşüceğim belli deilse ksn diorm), onlardan daha az önemlilere görüşürz diorum, onlardan da daha az önemlilere bye die kestirip atıorm.
Birde bunlardan çok farklı olarak sevgili uğurlamak yada sevgiliye veda etmek vardır ki dünyanın en büyük işkencelerinden biridir bnm gözümde. Çünkü sevgilin bunların hiçbiri değildir. Ne çok yakın arkadaşındır, ne sürekli görmediğin ama yinede orda burda karşılaştığın bi insandır, nede tek gecelik bi arkadaştır. Sevgili bunların hepsidir tamam mı. Yeri gelir en yakın arkadaşından daha yakın arkadaş olur sana yeri gelir br daha yüzünü görmek istemiyeceğin tiksinç bi insan olu verir. Tabi genelde iki durumda pek kısa sürer. Nese efendim konuya dönüorm. Çok zordur sevgiliyle vedalaşmak,otobüse vapura taksiye bindirmek ise tam bi ölümdür. O bindirilen otobüsün taksinin plakası bile ezberlenir. Sonra çevrilen taksinin yada bekletilen toplu taşıma aracının önünde dklar süren ama sana ne olursa olsn snler gibi gelen sarılma faslı yok mudur işte tam bi yann tiersen müziği havası vardır o anda. Brz daha sarılayım brz daha öpeyim fln filan derken bn çok otobüs çok vapur kaçırdığımı biliyorum. Hayr hyr sevgilininkini değil kendiminkini. Çünkü o sevgilidir senn ve kndi iyiliğin içn o araca binmesi gerekir. Ama sn en fazla bi 45 dk daha beklersin bi sonraki araca biner evde fırça yersin (hiçbi sevgilimede daha demedm snn yüzünden otobüsü kaçırdım eve geç kaldım die demem de çnkü bu tam bi ayıptır bence).
İşte böyle yani. En neticesinde ne olursa olsun ne kadar zorlanırsam zorlanıyım dost,çok yakın arkadaş,arkadaş, sevgili yada one night stand... bu insanlarla bi şekilde vedalaşmak zorunda kalmaktan tiksiniyorum. Vedalaşmak, brşylerin bitmesi... çok zor gelio bana. Ha duygusal bi ibne miyim pek sanmıorm açıkçası yani en azından şu aralar pek de değilim ne yalan sölim. Bazı bazı olmuo da deil aslında. Nsl kapatacığımı, yada sonuna nsl bağlıycağımı bulamadım bi türlü (düşün bak burdan veda etmek yada bu yazının bitmesi bile zor gelio bana) (aslında brzda yoruldum yazmaktan o yüzdende olabilir bu seferki) bu sebepten dolayı, "kendinize iii bakın", "görüşrz" yada "byes". Seçin bunlardan birini işte...
July 23 Kısa KısaEvt. En sonunda en iyisinin öğrencilik olduğuna karar verdim. İş hayatı çok boktan bir şey. Çalışmaya başlayalı 7-8 hafta kadar oldu ve ben daha şimdiden bıkmış durumdayım. Çok yorucu oluo lan. Walla. Anam ağlıo desem yeridir. Yani hiç bir şey yapmasanız boş boş otursanız işten kaytarsanız bile çok yoruluyor insan. Öyle bir yer iş yeri. Sürekli bi hareket sürekli bi koşuşturma. İnsanları izlemek bile bacaklarımı ayaklarımı dizlerimi ağrıtmaya yetiyor. Akşam ordan çıkıp eve geldikten sonra vucudumda heralde sadece 35 kalorilik enerji fln kalmış oluo. Bu yüzden artık babama daha da çok saygı duyuyorum. O tempoyu kaldırmak bence herkesin yapabileceği bir şey değil. Aslında sadece kendi babama değil bütün babalara çok feci saygı duyuyorum. Hatta genel olarak bütün çalışan insanların önünde saygı ile eğiliyorum. Bunun içide öğrenciliğin gözünü seviyim diorum. Okul açılsın diorm sonrada içimden bir ses hala “sen manyak mısın olm tatil gibisi yok diyor”.
“Annenide böyle üzdüler oğlum…”, “Komple komple komple tikiyiz…”, “Sever beni Romiyo Romiyo…”, “Dinle uzaktan çalan şarkı hicazdan yaktık seninle biz bir yangını yeni baştan…”. Radyo bazen çok tehlikeli bir araç olabiliyor. Şu sıralar çalıştığım yerde sürekli açık olan Power FM bu şarkılarla beynimi yıkıyor, günlük yaşantımın içine sıçıyor.
Doların düşüşünü gözümle gördüm. İşim gereği (o ha işim gereği ne demek lan, yaşın ne başın ne, ne oluyor sana kendine gel) hergün dolar ve euro kurunu takip etmek zorundayım. Hatırlıyorum ilk başladığımda 1,33 civarlarındaydı dolar. Birden ayağı burkuldu da tözekledi sanki canı çıkasıca. 1,30 lara gerilerdi. Tam dedim aha toparlanıo 1,31lere fln geldi, gücü yetmediki heralde tekrar düşüverdi 1,29 lara. Bi süre orada kalıp güç toplamaya çalıştı, yerde öğlecesine yattı. Sanki bir çıkış için hazırlanıyordu. Beklediğimde oldu tekrar 1,30 1,31 derken birden bi baktım başaramamış 1,28 lere yaslamış kafasını boynu bükük uzanıyor oracıkta. Tüm umudunu yitirmiş olcak ki kendini kendini yemeye başladı 1,27 lerde bıraktım bende ilgilenmeyi.
Bunu yapmayın: “Baba sen beni bu sene tatile gönder ordaki bütün harcamalarımı karşıla bende bütün yaz çalışıyım” demeyin. Belki bu teşhisi yokmak için erken ama insan pişman olabilir. Dur bakalım gidiyoruz tatile umarım bu çektiklerime değer. Aslında kesin değer de yinede insanın içinde bi sıkıntı olmuo deil. Yok lan yok değer. Bi hafta en yakın arkadaşlarla aileden kmlerce uzakta kafa dinlemek. Değer dimi salak değilim dimi ben???
Bunu için: Mikserin içine bir tane orta boy muz 1 bardak süt dilediğiniz kadar buz bir kapak muz likörü ve bir tatlı kaşığı kadar kahve koyun. Karıştırtın hepsini. Buzlar kırılcaya kadar. İki kişi için ideal bi miktarda kahve ve muzlu sütünüz olucak. Garip bir köpük oluşuyor üstünde ki bu yüzden kamış ile içmenizi tavsiye ediyorum. Sıcak yaz günlerinde soğuk soğuk iyi gidiyor. Kahve tadını muza oranla daha baskın hissetmek isteyen arkadaşlar muz miktarını azaltıp kahve ölçüsünü bir yemek kaşığı kadar yapsın. Muz likörü yerine kahve likörü kullansın.
Bunu yiyin: Soğanları inceden kıyın. Az yağda içi geçene kadar çevirin. Artından doğranmış mantar. Suyunu bırakıp kararana kadar. Sebzeler hazır olunca az baharatların. Kır iki tane yumurta. Attır bi iki takla o omlete. En son üstüne rendele kaşarımı mozarellayı parmesanı. Ekmekle birlikte yumul sonra.
Sıcak. Çok sıcak. Sevmem yaz aylarını. Kimi insanlar çok neşeli şen şakrak olur yaz aylarında. O insanlar ne kadar şen ve şakraksa bende o kadar stresli ve huzursuz olurum yaz aylarında. Kıpırdadığın anda terleme riski beni huzursuz eder. Zaten zar zor güzel bir uyku çekebilirken bir sivrinin gelip beni ısırması kaşlarımı çattırır. Havanın kararmak bilmemesi yataktan kalktığında dahi yapış yapış hissetmek moralimi bozar. Kış gelsin. Siktirsin gitsin sıcaklar, sivriler nem.
May 26 CamelHerşey geçen sene bu zamanlarda başlamıştı. O sıralar okulu dersaneyi fln bırakmış öss ye çalışıodum. Daha dorusu çalışırmış gibi yapıodum. Nese işte takdir edersiniz ki sinir sıkıntı had safhada. Bol bol sigara tüketiyorum. Bi dışarı çıkıyorum 3 paket sigara alıp eve geri dönüyorum. Nese efendim bigün bi baktım evde bi sürü boş paket var. Dedim napıyım napıyım bn bunları çantama koyıyım bi çıktığımda atarım dedim. Çantaya koymaya başladım ben bu sigaraları. Koydum koydum koydum... Ama bi türlü atmaya fırsat bulamadım. İçtikçe koydum koydukça içtim. En sonunda atmamaya karar verdm bunları. Otu boku saklamak gibi saçma sapan bi huyum var benim dedim bari bunlarıda saklıyım. Artık bi yerden sonra olay evde kalan boş paketleri çantaya koyayım orda kalsına döndü. Bugün de dedim ki kendi kendime şu odamı toplıyım ben. Toplamaya başladım. Sonra benim meşhur ikinci çekmecem var. Onu açtım. Baktım yine içinde bi sürü boş paket birikmiş. Aldım onlarıda çantaya koydum. Çantayı şöle bi karıştırdım "amma çok varmış lan bunlardan dedim" kendi kendime. Sonrada sıkılmadım saydım bn bunları. 101 tane camel soft paketi çıktı çantadan. İçlerinden bazılarının üstünde sigara içmek öldürür kanser yapar iktidarsız olursun uyarıları bile yazmıyor. Yani düşünün o dönemden kalma paketler. Hepside soft walla. Bi tane bile fire vermemişim. Ya işte böle. Yani en kısa haliyle anlatmak gerekirse bu resimde bir sene içinde içilen ve paketi evde kalan sigaraların bi kısmı resmedilmiştir. Rakamlarla Bu Foto: Fotodaki paket sayısı : 101 Bu paketlerin bana maliyeti: 101*4,250= 429,25 ytl Bu paketlerin içinden çıkan sigara adedi: 101*20=2020 Bu sigaraların benim hayatımdan götürdüğü dk sayısı: 2020*11=22220 (uzmanlar her sigaranın insan hayatından 11 dk götürdüğünü söler) (bende bide astım var acaba o etkiler mi?) Bu sigaraların hayatımdan götürdüğü saat sayısı: 370 Bu sigaraların hayatımdan götürdüğü gün sayısı: 15,4 Bu sigaraların vucudumda bıraktığı nikotin miktarı: 2020*0,8=1616 mg Bu sigaraların vucudumda bıraktığı zifir miktarı: 2020*10=20200 Bu sigaraların vucudumda bıraktığı karbon monoksit miktarı: 2020*10= 20200 --- En Çarpıcı İstatistikler --- Bu sigaraları içtiğim için duyduğum pişmanlık miktarı: 0 Bu sigaraları içerken alınan haz miktarı: Sonsuz Not: Olayı sayılara dökünce o kadarda kötü bi durum değil gibime geldi Not 2: Katkılarından dolayı Sinan'a teşekkürü bir borç bilirim. May 19 MüsikMrb... Müzik dinleyin arkadaşlar. Spr birşy bu müzik. Efendim, Pink Floyd dinleyin. Ama öle the wall albümünü dinlemekle yetinmeyin sakın. Wish You Were Here ı dinyelip çok feci Pink Floyd dinleyen bi insan olduğunuzuda düşünmeyin. Çok dinleyin Pink Floyd. Bi sürü dinleyin. Meddle Albümünü Dinleyin Relics Albümünü Dinleyin. Dinledikçe kafa olun kafa oldukça dinleyin. Nacizane tavsiylerim arasında Echoes, Interstellar Overdrive, Remember a Day, Bike gibi şarkılar var. Tabi bu liste çok daha fazla uzatılabilir fakat bi başlarsam bnei kimse tutamaz. Onun için pek çok dinlenmeyen şarkılara yer vermek istedim. Saygıdeğer insanlar, Camel dinleyin. Eft eft bildiğimiz sigara olan. Ama bu grup. İngiliz Proggressive Rock grubu kendileri. Bende yeni yeni başladım kendilerini dinlemeye. Ama kısa zamanda alıştım, benimsedim sevdim. İsminden kazandığı su götürmez bi gerçek tabiki. Yani ben ismi sayesinde merak ettimde dinlemeye başladım. Eski grup bunlar. İlk albümleri yamulmuyorsam 73 çıkışlı. The Snow Goose albümü çok iii tavsiye ederim. Dikkat edin kafa yapar. Güzel insanlar, Trip-Hop dinleyin. Böle kafanızın sert ve çok seri müziklere dayanamadığı anlarda kendinizi biraz rahatlatmak isterseniz trip-hop dinleyin. Bakmayın isminin hip-hop gibi durduğuna. Pek alakası yok hip-hop la. Aslında var biraz ama insanı rahatsız edecek derecede değil. Sadece ritimler biraz birbirini anımsatıyor o kadar. Şahsi favorilerim olan Massive Attack ve Portishead tavsiye ediorm. Massive Attack tan Angel Portishead den Roads dinlenilsin derim. Bakın dostlar, Yann Tiersen Mükemmel Bi İnsan. Birde Fransızca biliyorsanız daha da mükemmel oluyordur eminim. Çok feci saygı duyuyorum bu adama. Gerçekten mükemmel müzik yapıyor. Yani sadece ensturmanlarla insanlara çeşitli duygular hissettirebilen nadir müzisyenlerden biri. Bir şarkısında tam böle salak optimist teenage kız gibi hissediosunuz kendinizi ondan sonraki şarkıda ise yerlerde sürünen uyuşturucu bağımlısı ve sevgilisi tarafından terk edilmiş zavallı çocuk oluyorsunuz. Les Jours Tristes şarkısını Taksime bir kere yolu düşmüş İstiklal caddesinde şöle bi iki tur atmış herkes bilir. Amelie filminin soundtrack ini de bu adam hazırlamış çok da mükemmel olmuş. Kesinlikle tek geçerim. Ayrıca Good Bye, Lenin! ve Les Retrouvailles başarılı albümler. "Şarkı söle şarkııııı" die bağıranlar içinse Le Moulin ile sonbahar ayında dökülen yaprakların üstünde uzun ve yanlız bi yürüyüşe çıkmalarını tavsiye ederim. Ehem Öhöm, The Departure dicem size şimdi. Son dönem çıkan salak rock grupları arasından Editorsla birlikte bir şekilde sıyrılmayı başarıp Dirty Words albümündeki Be My Enemy, Time, Changing Pilots, Arms Around Me gibi şarkılarıyla yer etmiş 2004 çıkışlı İngiliz Rock Grubu. Hmmm, David Gilmour un On an Island Albümüne bi türlü ısınamadım bn. Yani hatta geçen haftalarda bi iki kere üst üste dinledim ama olmadı. Hayır bakın albüm güzel ama Pink Floydun tarzını yakalayamamış sanki. Yada belki yakalamak istememiştir. Şşşşttt, Edith Piaf ında garip bi sesi var. Rahatlatıo insanı ara ara. Padam... Padam. Bilmeyen yoktur zaten. Birşey dicem, Blowin' in the Wind die bi şarkı var bilio msnz bilmiorm ama kim tarafından dinlediysem bütün hepside güzel olmuş. Bi çok coverı var hepside güzel demeye çalışıorm yani. Yinede benim favorim Bob Dylan dan dinlemek. Bide tabiki Forsest Gump OST deki versiyonu ile Joan Beaz söliyincede mükemmel oluo. Albümde feci, film zaten dehşet. Sevgilisi terk eden ve onu bi türlü unutamayan insan, sana şarkı buldum Colin Hay -I Just Don't Think I'll Ever Get Over You. Ayrıca sana diceğim tek bişi var. Boşver olm takma kafana sana kız mı yok (ki bu da dünyadaki en büyük yalanlardan biridir heralde). Bu arada sanma ki bu şarkı senin acılarını dindiricek kendini daha mutlu hissetmeni sağlıycak. Tam tersine ağzına bile sıçıcak o derece yani. Of çok yoruldum yazmaktan. Bide sıkıldım zaten. Nese o zaman. Ben bittirdim. Sonra Görüşürz... April 13 Alkollü Bir Geceden SonraAlkollü bir geceden sonra bunu yapın. Resimdekini yani. Hatta limonda sıkın içine. Toparlıyor insanın karman çorman olmuş midesini bi nebze. Kahve falan yalan bence. Pek iyi gelmiyor. Hatta daha çok susatıyor. Tek yararı uykunuzu alıyor üstünüzden. Ama bunu yapın bak. İyi hissedersiniz kendinizi. Eğer buda kesmezse parmaklarınızı kullanın.
Şaşırtıcı ama bu kadar ...
Not: Resimdeki ayaklar benim. Resmi çekerken hala kafaydım ve farkına varmadım. Sonradan da kes yapıştır photoshop falan uğraşmaya üşendim. Dedim ki: bırak öyle doğal kalsın. Bilen bilir doğallıktan yanayımdır zaten. Dove da öle (Bu reklamı son 5-6 gündür 10 kez kocaman kocaman perdelerde izledim onun için zihnime işlemiş heralde)...
Not2: 7 şişe çıktı o çöp kutusundan ...
Not3: Ben gerçekten foto çekmeyi bilmeyen bi insanım. Elim titremiş yine çekerken. Ama Wolkanın telefonu çok hassas onun için öle olmuş. Yani galiba ondandır inş ... |
|
|||||||||
|
|